Diyet     Kilo     Estetik     Saç     Güzellik     Epilasyon     Yoga     Kalori     Bitkiler     Organik

Son  Eklenenler  >>> 

Ana Sayfa 

  Popüler  

Haftada  1 kilo

Haftada  2  kilo

Haftada  3 kilo

Muz rejimi

Patates rejimi

Bal rejimi

Sebze diyeti

Greyfurt

Diyet Yemekler

Diyet listeleri

Kalori cetveli

Kilo cetveli

Talasso terapi

Kürler

Saç bakımı

Cilt temizliği

Cilt programı

Doğal besinler

Alkolizmi

Vitaminler

Yiyecekler

İlk yardım

Cinsellik

  Katagoriler 

Astım

Ağız

Ayak bakım

Ayurveda

Akupuntur

Burun

Hipnoz

Cilt bakim

Cilt temizliği

Cinsellik

Check-Up

Diş

Diyet

Damar

Depresyon

Epilasyon 

Estetik

Göz

Güzellik

Horlama

İlaç

Saç ekim

Stres

Sivilce

Saç ekim

Saç bakım

Masaj

Mantar

Menopoz

Mide

Nasır

Kilo

Kanser

Tüp bebek

Terapi masaj

Talasso

Kalp

KBB

Lazer

Varis

Psikoterapi

Psikoloji

Psikiyatri

Panik atak

Şizofreni

Vitaminler

Yoga

Yüz bakım

Yüz maskeleri

Organ bağışı

Hastaneler

Bebek özel

Tüp bebek

 
 
 
 

Doğru kilo verme nasıl olmalı?
Bu sorunun yanıtı dolaylı olarak beraberinde bir başka soruyu getirmektedir: Kilo vermek istememizdeki amaç nedir? Yanıtınız “yaşam boyu sağlıklı ve ince kalabilmek” ise, o zaman kilo vermenin en mantıklı yolu insanı aç bırakan, günde 800 kaloriyi aşmayan, protein rejimleri gibi tek bir besin grubunu yücelten veya muz ile süt rejimleri gibi hafif rejimlerden uzak durmaktır. Çözüm, yaşam boyu az miktarda yemek de değildir. Az yedikçe, vücut daha “ekonomik” çalışarak, metabolizmasını en az düzeyde yaşama koşullarına uydurur. Dolayısıyla, ne kadar az yemeye alışırsak, yeme gereksinmemizde o denli azalır. Özetle, amaçlanan, metabolizmanın çalışma hızını ve yağ hücrelerini depolayan enzimlerin düzenini alt üst etmeden kilo vermektir.
Yaşam boyu ideal kiloda kalabilmek ve bu sayede kilolu olmanın yol açtığı sağlık sorunlarını en aza indirmek için yeme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerekmektedir. Çoğu kişinin, kilolu almaya yol açan pek çok alışkanlığı vardır. Bu söz konusu alışkanlıkların değişmesi için, önce bunların tanımlanabilmesi gerekir. Daha sonra ise istek, irade ve sabır, önkoşullar arasında sayılabilir.

 

Diyetin uzun vadeli olmasının önemi

"Kilo vermeyi amaçlarken kısa vadeli mi yoksa uzun vadeli mi plan yaparsınız?"
Çoğumuz bu soruya “tabii ki uzun vadeli” yanıtını veririz. Halbuki düşünecek olursak, bir ay rejim yaparak 5-6 kilo vermeyi amaçladığımız, veya bir düğüne gideceğimiz için üç hafta aç kalmayı planladığımız çok olmuştur. Ne yazık ki, bu kadar kısa sürede verilmiş olan kiloları genellikle kısa sürede geri almaya başlarız. Diğer bir deyişle, kısa süre içerisinde çok kilo verdiren rejimlerin, uzun vadede başarı oranları oldukça düşüktür. Amerika’da, kısa vadeli rejimler ile kilo veren her yüz kişiden yaklaşık 95’i, bir yıl içerisinde vermiş oldukları kiloları yeniden geri almaktadır.(28) Böylece kilo sorunu gündemden inmediği için de, piyasaya sürekli kolay başarı vaatlerinde bulunan yeni yeni rejimler çıkmaktadır.

Çoğumuzun yakın
çevresinde sürekli rejimde bulunan kişiler bulunur. Bu kişiler her sohbette kilolarından, uygulamakta oldukları rejimin başarısı veya başarısızlığından ayrıntılı bir şekilde söz etmekten kendilerini alamazlar. Bu tipoloji yakından tanıdığınız birisini anımsatıyor mu? Peki, sizin de kilonuz sık sık değişime uğruyor mu? Vermiş olduğunuz kiloları, rejimden sonra geri almaya başladığınız hiç olmuş mudur? Yanıtınızın “evet” olması çok doğal. Herhalde binlerce kişi bu sorunla boğuşuyor.

Amerika’da bilim adamları ve araştırmacılar, on binlerce kişi tarafından uygulanmakta olan çeşitli rejimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasındaki nedenleri araştırdıklarında görülmüştür ki bu rejimlerin ortak yönü, kısa vadede çok kilo verdireceklerini vaat etmeleridir. Bir doktor, bazı hastaların günde 700 kalori aldıkları halde çok zor kilo verdiklerini gözlemiş; bunun üzerine kilo vermeye çalışan bazı hastaların diğerlerine oranla neden daha zor kilo verdiklerini araştırmaya başladığında, sık sık rejim yapıp kilo veren hastaların her yeni rejime girdiklerinde, vücutlarının direndiğini, dolayısıyla önceki rejimlere oranla daha yavaş kilo verdiklerini saptamıştır.

Bilim adamları
bu verileri göz önünde bulundurarak, birbirini izleyen kilo alıp verme dönemlerinde vücudun tepkisini anlamak için laboratuar hayvanları üzerinde deney yapmışlardır. Deney hayvanlarına, önce bol yağlı besinler vererek kilo almalarını sağlamış; sonra eski kilolarına indirmişler; aynı işlemler ikinci kez tekrarlanmış. Amaç birbirini izleyen kilo alıp-verme dönemlerinde vücudun tepkisini ölçmek. Elde edilen sonuçlar oldukça ilgin. Kobaylar ilk kez rejime sokulduklarında, 21 gün içerisinde kilo vermişler; ikinci kez kilo aldıktan sonra ise, yeniden rejime başlatıldıklarında, aynı miktarda yedikleri halde, aynı kiloyu geri vermeleri tam 46 gün sürmüş. Kilo verme çabaları %100 zorlaşmış çünkü metabolizmanın çalışma hızının yavaşladığı görülmüş. Diğer bir deyişle, kilo alma ikinci kez de daha kolaylaşmış; ilk rejim sonrasında 45 gün içerisinde almış oldukları kiloyu ikinci rejim sonrasında sadece 14 gün içerisinde almışlar.

 

Sık sık kilo alıp-veren bir kişinin vücudu kilo vermeye karşı direnmektedir. Vücut rejimle ilk kez karşı karşıya kaldığında, hazırlıksız yakalanmış oluyor ve metabolizma yavaşlayana kadar kilo kaybı çok hızlı gerçekleşiyor. Zamanla vücudumuzun metabolizması yavaşlamakta ve yağ depolayıcı enzimler neredeyse iki katına çıkabilmektedir. Böylece daha az yememize karşın hem daha zor kalori yakmaya, hem de daha çok yağ depolamaya başlarız.

 

İlginizi Çekecek   Diğer Haber  ve  Yazılar  >>>>

Sağlıklı Kilo Verme  Önerileri   >>

Yağ  Yakarak Kilo Verme  Yöntemleri   >>

Düzensiz Kilo Alma Nedenleri   >>>

Cilt Bakımı  Ve  Kremi  Secimi  >>>

Yazın Cilt  Bakımı  Nasıl Olur   >>>

Cilt Buhar  Banyosu Canlandırma    >>>

Cilt Lekeleri   Ve  Nedenleri  >>>

Evde  Cilt  Temizliği  nasıl Olur  >>>

Parlak  Saçlar  İçin  Ne  Yapılmalı  >>>

Saç Dökülme  Nedenleri  Belirtileri  >>>

Kepek Sorunu Ve  Çözümleri  Neler  >>

 

Uyarı !!!
Her türlü sağlık probleminde önce doktora veya bir uzmana danışmak gerekir.