|
sağlık bilgim
astım
bilgi sayfası
|
.
Çevresel faktörler, alerjenler
ve çocukluk çağında geçirilen viral enfeksiyonların, astımı
tırmanışa geçirdiği bilinmektedir.
Astım bir halk sağlığı sorunudur. Astımda nefes yolları çevresel
değişikliklere karşı hassaslaşır, öksürük ve hırıltılı solunum
ortaya çıkar.
“Çevresel faktörler, alerjenler ve çocukluk çağında geçirilen viral
enfeksiyonlar, astımı tırmanışa geçirir. Astımda, nefes yollarında,
mikrobik olmayan iltihaba bağlı şişme yaşanır. Nefes yollarındaki
kaslarda daralma nedeniyle nefes yolları tıkandığından, solunum
zorlaşır. Astım atağını, çevre kirliliğinin yanında, gribal
enfeksiyon, alerjenler, sigara dumanı, hava kirliliği, kimyasal
maddeler, üzüntü, stres, bazı ağrı kesiciler, tansiyon düşürücü
ilaçlar da artırır.”
Astım yakınmaları saatten saate, günden güne farklılık gösterir,
yakınmalar kişiden kişiye de değişiklik göstererek yaşamı olumsuz
etkiler.
Astımın topluma zararını önlemek için, yakalanmayı kolaylaştırıcı
faktörleri azaltma yoluna gidilmesi gerekmektedir, çocuklarında
astım gelişmesini istemeyen ailelerin, evde yemek pişirirken yemek
dumanlarının solunulan havaya yoğun şekilde karışmasına izin
vermemeleri gerekmektedir, mutfakta mutlaka uygun bir aspiratör
bulunması ya da en azından pencerelerin açık tutulması gerekir.
Astım Nöbetinin Belirtileri Nelerdir?
Bronşlar daraldığı zaman solunum işini yapmak için daha büyük çaba
sarf edilir. Akciğerlere giren hava daralan bronşlardan dışarı
çıkarken zorlanır. Hasta bunu nefes darlığı veya göğüste sıkıntı
şeklinde ifade edebilir.
Bu sırada hasta ıslık sesine benzer (vızıltı) bir ses çıkarır.
Akciğere girmiş hava daralmış olan bronşlardan dışarı çıkarken,
hasta aşırı zorlanırsa, normalde soluma ( nefes alıp verme ) işi
için kullanılmayan boyun, göğüs, omuz ve karın kaslarını kullanır ve
daha sık solur.
Astım Nedir?
Astım akciğerlere kadar olan hava yollarını ( Bronşlar ) etkileyen
bir hastalıktır. Bu hava yolları soluduğumuz havayı burundan
itibaren akciğerlere kadar ulaştırır. Sağlıklı bir kişide bu soluma
olayı kolayca gerçekleşir. Astımlı bir kişide ise bazı dönemlerde
soluma zorluğu meydana gelir. Astım atağı sırasında bronşlar ( hava
yolları ) daralır ve havanın geçişi zorlaşır. Bu hava yolu
daralmasının bazı nedenleri vardır.
Bunlar:
• Bronşları çevreleyen kasların kasılması sonucu hava yollarının
daralması
• Bronşun içini saran zarın şişmesi
• Hava yollarında mukus ( sümük - balgam ) adı verilen yapışkan bir
salgının aşırı salınması ve bu salgının hava yollarını yer yer
tıkaması
Astımın Bulguları Nelerdir?
• Öksürük. Astımın sık bir bulgusudur. Özellikle gece öksürüğü olur.
Egzersiz, soğuk hava öksürüğü arttırabilir. Hava yollarındaki mukus
birikimi ve bronşları çevreleyen kasların kasılması nedeni ile olur.
• Vızıltı. Astım nöbetinin sık karşılaşılan bir bulgusudur.
Akciğerdeki hava daralmış bronşlardan dışarı çıkarken zorlandığı
zaman nefes verirken duyulur.
• Sık Soluma. Astım nöbeti sırasında daralmış ve içi mukus ile
dolmuş bronşlarda soluk alıp verme işi zorlaştığından hasta daha sık
nefes alıp verebilir. Bunu saptamak için çocuğunuzun 60 saniye
içinde kaç kez nefes alıp verdiğini sayın; bulduğunuz sayıyı
normalde iyiyken olan dakikadaki solunum sayısı ile karşılaştırın.
• Göğüs Duvarı Derisinde Çekilmeler. Daha ağır astım nöbetlerinde
görülen bir bulgudur. Göğüs duvarında kaburgalar arasındaki deri ve
boynun önündeki deride içe çekilmeler olabilir. Bu bulgu
saptandığında hemen hastaneye başvurunuz.
Astıma neden olan durumlar ( uyaranlar ) nelerdir ?
Astımın sebebi tam olarak bilinmese de bu hastalıkta hava yollarının
bazı uyaranlara aşırı duyarlı olduğu bilinmektedir. Bu uyaranlar
hava yollarını uyararak astım atağı oluşumuna neden olurlar. Bu
uyaranları şöyle sıralayabiliriz:
1. Allerjenler ( allerjiye neden olan maddeler )
Normal kişilere hiçbir zararı olamayan allerjenlere, allerjik astımı
olan bir kişi maruz kalınca bir allerjik reaksiyon olur. Bu
reaksiyon sırasında tahriş edici bazı kimyasal maddeler yapılır ve
hava yollarındaki dokuların içene salınır. Kişi hem allerjik hem de
astımlı ise astım atağı geçirir.
Bu allerjenlerin bazıları şunlardır:
• Ev tozu, ev tozu akarları ( böcekler )
• Çiçek tozları ( polenler )
• Küf
• Hayvan tüyü
2. Enfeksiyonlar
Solunum yolu enfeksiyonları ( grip, nezle ) astımlı kişide hava
yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Bu enfeksiyonlar
okul ve / veya kreşe giden çocuklarda sıktır.
3. Hava değişimi
Mevsim değişimi, hava ısısının değişmesi ( özellikle soğuk hava ) ve
nem oranının artması, astımlı bir kişide hava yollarını uyararak
astım atağına neden olabilir
4. Egzersiz
Astımlı bir kişide egzersiz hava yollarını uyararak astım atağına
neden olabilir. Koşma gibi, daha fazla enerji tüketimine neden
olan yoğun egzersiz türleri, birkaç dakika içinde bir astım atağına
neden olabilir. Ancak bu nedenle astımlı çocuklarda egzersizin
engellenmesi söz konusu değildir. Egzersiz öncesi uygun ilaç alımı
ile astım atağı önlenebilir. İyi tedavi edilen astımlı bir çocukta
egzersiz sonrası belirtiler olmamalıdır. Oluyorsa tedavi planının
düzenlenmesi için bu durumu doktorunuza bildiriniz.
5. Irritanlar ( tahriş ediciler )
Bazı maddeler duyarlı olan bronşları tahriş edebilir. Bu maddeler
şöyle sıralanabilir: Sigara dumanı, hava kirliliği, saç spreyleri,
parfümler, temizlik maddeleri ve keskin kokular. Astımlı bir kişinin
yaşadığı evin içinde hiç kimsenin sigara içmesine izin
verilmemelidir.
Astımda olabilecek komplikasyonlar nelerdir ?
• Astım genellikle akciğerlerde kalıcı hasar yapmayan bir
hastalıktır. Hastalık çok uzun yıllardan beri var olsa da uygun
tedavi ile akciğer fonksiyonları normale yakın olarak korunabilir.
• Astımda sorun bronşlarda olmasına rağmen bir çok astımlıda üst
solunum yolları (burun, boğaz, sinüsler) ve kulaklar ile ilgili
problemler eşlik edebilir. Astımlı çocuklarda sıklıkla kronik burun
tıkanıklığı olur ve buna bağlı olarak kulak enfeksiyonları ve
sinüzit meydana gelir. Buruna yönelik uygun tedavi ile (burun
temizliği ve doktorun önerisi ile diğer bazı ilaçlar) bu durumların
olması önlenebilir.
• Astım bazı psikolojik problemlere neden olabilir. Ağır astımı olan
çocuklarda okul devamsızlığı, spor etkinliklerine katılamama ve
astım atağı sırasında acil olarak hastaneye başvurular bu duruma
neden olabilir. Uygun tedavi alan bir çocukta astım kontrol altına
alınarak bu problemlerin olması önlenebilir.
Alerjiyi önlemenin yolları
ÇOCUĞUN YANINDA SİGARA İÇİLMEYECEK
Evlerinde sigara içilen çocukların astım olma riskinin önemli ölçüde
artığı bildiriliyor. Sigaranın alerji riskini artırdığı
araştırmalarla kanıtlanmasına rağmen, ebeveynlerin çoğu sigara
içmekten vazgeçmemektedirler.
EN AZ 4 AY EMZİRİLECEK
Annelerin bebeklerine en az 4 ay sadece anne sütü vermeleri bebeğin
ileride astım olma riskini azaltmakta bu nedenle ailede alerjisi
olan kişiler varsa, 6 ay ek gıda vermeden emzirme önerilmektedir..
İngiltere’de yapılan bir araştırmada, 4 aydan daha az emzirilen
çocuklar ile 4-6 ay emzirilen çocuklar karşılaştırıldığında, ilk
gruptan astım olanların sayısının daha yüksek olduğu ve bu hastalığa
daha erken yakalandıkları tespit edilmişti. Yumurta ve fıstığın,
alerji olma riski yüksek olan çocuklara 3 yaşından itibaren
verilmesi önerilmektedir.Nörodermatit, egzama ve atopik dermatit
gibi hastalıklar görülen bebeklerin annelerinin eğer emziriyorlarsa
yumurta, fıstık ve balık yememeleri, emzirmiyorlarsa da süt proteini
hidrolize edilmiş hipoallerjen (HA) mamalar kullanmaları gerektiği
vurgulanmaktadır
Evcil Hayvan Riskli Değil
Çocuğun, erken yaşlarda evcil hayvanla teması halinde alerji
riskinin artmadığını belirtilmekte olup İsveç’te e yapılan bir
araştırmaya göre, erken yaşlarda hayvanlarla içli dışlı olan
çocukların alerjik sinüzit ve astıma yakalanma oranı daha düşük.
Akarlara Karşı Yastık ve Yorgan Yıkanacak
Ev tozunda bulunan “akar” adı verilen 0.1-0.5 mm çapındaki küçük
hayvancıklar da alerjiye neden olabilir, bu akarların çoğalma
yerleri özellikle yatak ve yorganlardır. Akarlara karşı alerjisi
olan kişilerin, yatak ve yorganlarını sık sık 55 derecede yıkamaları
gerekmekte, akarların yüzeye çıkmasını engelleyen özel yatak
koruyucularının da etkili olduğu bildirilmektedir.
Astım ve alerjik hastalıklar neden baharda daha sık
görülmektedir?
Hem bahar mevsimi hem mevsim değişiklikleri birçok hastalığın daha
çok görüldüğü dönemlerdir.
Mide hastalıkları oluşumu, kalp hastalıkları oluşumu, pek çok
hastalık mevsim değişikliği olan dönemlerde daha çok ortaya çıkıyor.
Bunlardan bir tanesi de astım ve alerjik hastalıklar. Burda pek çok
faktörün rolü olması muhtemel. Bir tanesi havayla ilgili olan
değişiklikler. Yani havaların ısınması. Atmosfer basıncındaki
değişiklikler. Soluduğumuz havadaki nem miktarındaki farklılıklar ve
yine bu mevsimde soluduğumuz havaya karışan bitkilere ait polenlerin
burda önemli rolü var. Bunun yanında bir de vücudumuzda birtakım
değişiklikler oluyor veya olamıyor belkide. Çünkü vücudumuzda pek
çok hormonlar var. Bunların salgılanmasında gecenin, gündüzün ve
mevsimlerin çok önemli rolü var. Keza bağışıklık sistemimiz doğrudan
doğruya dış etkenlerden etkileniyor. İşte bahar mevsiminde, astımın,
alerjik hastalıklarının çok sık görülmesinde, hastaların
şikayetlerinin artmasında hem bu atmosferdeki mevsimlerdeki
değişiklikler hem de vücudumuzun buna uyum sağlayamamasının rolü
olduğu düşünülüyor.
Görülme Sıklığı
Astımın görülme sıklığını erişkinlerde ve çocuklarda diye ayırmak
lazım. Çünkü oranlar çok farklı. Ülkemizde son yıllarda bu konuda
pek çok çalışma yapıldı. Bunu da özet olarak söyleyecek olursak,
ilkokul çağındaki çocuklarda astım görülme oranı ortalama olarak
Türkiye’de yüzde 10 civarında. Buna karşılık erişkinlerde astımın
görülme oranı ise yüzde 5. Tabi ülkemiz çok büyük bir ülke
biliyorsunuz, çok farklı coğrafi bölümler var, deniz kenarında
olanlar var, yüksek dağlarda yaşayanlar var.. Sanayileşmenin çok
farklı olduğu bölümler var. Burda oranlar hep değişiyor. Ama genel
olarak buna bakacak olursak, ortalama olarak çocukluk çağında,
ilkokul çağındaki çocuklarda yüzde 10, erişkinlerde ise yüzde 5
diyebiliriz.”
Metropollerde yaşamanın bu anlamda bir risk faktörü olduğunu
araştırmalar da doğruluyor. Astım hastalığı, hem Türkiye’deki
yapılan araştırmalarda hem yurt dışında yapılan araştırmalarda
sanayileşmenin yoğun olduğu ülkelerde, sanayileşmenin yoğun olduğu
şehirlerde çok daha fazla görülüyor. Burdaki insanların şikayetleri
çok daha fazla oluyor.
Kalıtsallık
Astımın ortaya çıkabilmesi için hem kalıtsal bir yatkınlık olması
lazım, hem de buna çevresel faktörlerin katkıda bulunması gerekiyor.
Bu kişide kalıtsal bir yatkınlık varsa tabi burda kişinin yapacağı
herhangi bir şey yok. Ama bu kişi kendisini olumsuz çevresel
faktörlerden koruyarak astımdan pekala korunabilir. Bunun başında da
hava kirliliği geliyor. Bu hem dış hava kirliliği, yani sokaktaki
havanın kirliliği anlamında hem de zamanımızın çoğunu artık kapalı
mekanlarda geçiriyoruz. Bu içinde bulunduğumuz mekanların havasının
kirliliği çok önem kazandı. Sigara içilmemesi çok önemli. Sigara
içilen ortamlarda bulunmak da aynı şekilde sigara içiyormuş gibi
insanlardaki duyarlılığı artıran bir faktör. Onun için sigara içilen
ortamlarda bulunmamak gerekiyor. Diyetimiz çok önemli bir faktör.
Son yıllarda özellikle bu antioksidan dediğimiz maddeleri A ve C
vitaminlerini içeren diyetle beslenmenin, balık etini fazla
tüketmenin hem astıma hem diğer alerjik hastalıklara karşı koruyucu
etkisinin olduğu anlaşıldı. Böyle beslenen insanlarda alerjik
hastalıklara karşı vücut kendini daha iyi savunuyor, daha iyi
koruyabiliyor.
|
Polenler
Astıma ve diğer alerjik hastalıklara, özellikle saman nezlesi denilen
hastalığa yol açan alerjenlerin başında polenler geliyor. Polen
dediğimiz şey çiçek tozları. Çiçeklerin üremesine yarayan, onların
çoğalmasını sağlayan küçük tanecikler. İşte duyarlı insanlarda bu
polenler de hem saman nezlesine hem de astıma yol açabiliyorlar.
Türkiyemiz bitki örtüsü bakımından çok zengin, çok geniş büyük bir ülke.
Çok zengin bir bitki örtüsü var ve bu bitkilerin pek çok poleni var.
Fakat her polen alerjiye yol açmıyor. Polenleri basitçe ikiye
ayırabiliriz. Bir tanesi büyük olan polenler, ağır olan polenler.
Bunları zaten solunum yollarıyla almak mümkün değil, bunları böcekler
bitkiden bitkiye taşıyorlar. Bizim için esas alerjik hastalıklar
bakımından önemli olan havaya karışan ve boyutları çok küçük olan
polenler. Ülkemizde bitki örtüsü çok zengin. Fakat Türkiye’de özellikle
çayır polenleri, hububat polenleri ve yöreye göre çeşitli ağaç
polenlerinin alerjik hastalıkların ortaya çıkmasında büyük önemi var.
Gelişmiş ülklerde hem hava tahmin raporlarında hem gazetelerde o
dönemdeki polenlerin miktarları bildiriliyor ve insanllar uyarılıyor.
Ama Türkiye’de henüz böyle bir çalışma yapılmadı. Böyle bir uyarı
yapılmıyor. Polenler, atmosfer şartlarıyla yakından alakalı olarak
atmosferdeki sayıları değişiyor. Özellikle sabahın erken saatleri bu
bakımdan çok önemli. Kuru ve rüzgarlı havalar çok önemli. Ve de tabi
polene yakın olan ortamlar çok önemli. Gerçi polenler rüzgarın etkisiyle
çok uzak mesafelere, kilometrelerce uzaklara gidebiliyorlar. Ama tabi o
kaynağa ne kadar yakınsanız solayacağınız polen sayısı da o kadar fazla
olacaktır.
Kapalı Mekan Kirliliği
Gerçekten de bu astımlılarda ve diğer alerjisi olanlarda nevakarları
denen yaratıkların çok önemli rolü var. Çoğunda rastlanan alerji
nevakarları.. Bunlar çok küçük yaratıklar. Daha çok sıcak, rutubetli
ortamlarda görülüyorlar ve özellikle de halı gibi, yatak şiltesi gibi,
koltuk, kanepe gibi ortamlarda yoğun olarak çoğalma imkanını buluyorlar.
İşte insanların günümüzde de vakitlerinin çoğu hep evde geçtiği için
özellikle çocukların, gün içinde yoğun olarak bu alerjenlerle
karşılaşıyorlar ve genetik bir yatkınlığı da varsa bu insanların,
zamanla bu akarlara karşı onlarda bir duyarlık hali ortaya çıkıyor.
Çarşaf, yorgan, bunların yıkanması bu anlamda alınacak bir önlem Fakat
tabi yatağı, şilteyi yıkamak mümkün değil, halıyı da yıkamak mümkün
değil. Bunlar 55-60 derecenin üzerinde yaşamıyorlar. Onun için
yıkanabilen giysileri akarlardan böyle ısıtılmış sularda yıkayarak
arındırmak mümkün. Ama bir yorganın, bir koltuğun tabiki yıkanması
mümkün değil. Evin iyi havalandırılması bu bakımdan çok önemli. Bir de
bu akarları öldüren veya onların alerji yaratan dışkılarındaki
proteinleri bozan birtakım kimyasal maddeler var. Bunların
uygulanmasıyla da özel durumlarda akarlardan olan alerjileri bir miktar
azaltmak mümkün.
Katkı Maddeleri
Bir başka önemli konu da yiyeceklerde kullanılan katkı maddeleri.
Yiyeceklerin uzun süre dayanması için geliştirilen birçok katkı maddesi
var. Kullanılış amaçları gene insan sağlığı için ama duyarlı kişilerde
yan etkileri olabiliyor. Türkiye’de 180 civarında katkı maddesi
kullanıldığı söyleniyor .Yiyeceklerin bozulmasını engellemek için
katılan maddeler var, özellikle sülfürler. Bunlar, bu yiyecekleri
tüketen insanların vücudunda kükürtdioksite dönüşerek hakikaten astım
krizlerine yol açabiliyor. En çok astım krizlerine yol açan maddeler
bunlar. Bir de bunun yanında gıdaları renklendirmek için kullanılan
çeşitli boyalar var. Bunların olumsuz etkisi olabiliyor. Veya tat vermek
için kullanılan bir tür baharatlar var. Özellikle Çin mutfağında çok
kullanılan bir baharat vardır, glutamat diye. Bunun da duyarlı
insanlarda böyle ciddi astım krizlerine yol açabileceğini biliyoruz.
Astımlı hastalara, alerjik olan insanlara mümkün olduğu kadar doğal
şekilde hazırlanmış gıdalarla beslenmeleri öneriliyor.
Tedavi ve Sonuç
Alerjik hastalıkların herhangi bir tedavi yöntemiyle tamamen ortadan
kaldırılmasının, yok olmasının mümkün olmadığı belirtilmektedir.Çünkü bu
genetik bir hastalıktır. Ve astım ve alerjik hastalıklarının
oluşmasındaki genetik bozukluk da pek çok genin kontrolü altında. Yani
tek bir gene müdahaleyle bu işin çözülmesi söz konusu değil. Ve şu
aşamada genetik yolla bir müdahale yapılamıyor. Uygulanan tedaviler
hastalığın tekrarlamasını, belirtilerin şiddetli olmasını önlemeye
yönelik tedaviler. Burada da çeşitli yöntemler var. Bunlardan bir tanesi
aşı tedavisi denen tedavi. Şimdiye kadar bu tedavi hep iğne şeklinde
yapılırdı. Son yıllarda bunun ağızdan damla şeklinde olan şekilleri de
ortaya çıkmaya başladı. Tüm bu tedavilerde amaç, kişinin vücudunun
duyarlılığını o maddeye karşı azaltmak. Hakikaten hastalar iyi seçilirse
bu tedavi düzenli yapılırsa, sabırla yapılırsa bundan hastaların önemli
bir kısmı çok iyi fayda görüyorlar. Tabi bu hiçbir zaman hastalığın
tamamen geçtiği anlamına gelmiyor. O genetik duyarlılık kişi yaşadığı
müddetçe onunla beraber yaşayacaktır. Fakat düzenli tedavi olan
hastalarda hem alerjik hastalıkların hem astımın belirti vermesi önemli
ölçüde önlenmiş ve kişi normal bir insan gibi bir yaşam sürme şansına
sahip olmuş oluyor.
İlaçların yan etkileri
Birçok ilaç anne sütüne geçiyor, geçmeyen hemen hemen yok gibi. Ama
bizim astım tedavisinde kullandığımız ilaçların önemli bir kısmı,
ağırlığı hep nefes yoluyla, halkımız bunlara fısfıs diyor veya bunların
toz şeklinde olanları var. Bunların hem içindeki miktar, ilaç miktarı,
dozu çok düşük. Hem de bunlar tamamen kana geçmiyorlar. Yani lokal
olarak solunum yollarında etki gösteriyorlar ve bugünkü verilerimize
göre böyle solunum yoluyla kullanılan ilaçlarla bebek emziren annenin
herhangi bir olumsuzlukla karşılaşması söz konusu değil. O ilaçlarını
güvenle kullanabilirler. Ama hap veya iğne şeklinde alınan ilaçlar tabii
ki kana ve süte geçecekleri için çocuğun bundan etkilenmesi söz konusu.
Korunma
Tedavinin en önemli parçası bir kere baştan kişinin duyarlı olduğu, ona
dokunacak olan faktörlerden mutlaka ciddi bir şekilde korunmasını
sağlamak gerekiyor. Bunun yanında yapılan ilaç tedavilerinde tabi hem
kullanılan madde ilacın bir yan etkisinin olması da söz konusu.
Kortizon’un sprey şeklinde, solunum yoluyla kullanılan bir şekli var. Ve
bunun çok uzun süre kullanılsa bile ne kilo algılayıcı ne de vücudun
başka bir yerine önemli bir yan etki yapacak özelliği yok.
Spor
Birçok hasta çocuğuna astım teşhisi konduğu zaman hemen doktordan işte
rapor almak ister beden eğitimi dersine girmesin diye. Halbuki astımlı
bir hastanın, astımlı bir çocuğun spor yapması, egzersiz yapması zararlı
değil. Ama tabi bunun bilinçli olması lazım, mesela yağmurlu havada
çocukları görüyoruz top oynuyorlar, koşturuyorlar. Yahut tozlu
ortamlarda oynuyorlar. Bu tabi doğru değil. Spordan sonra kişinin işte
soyunması, giyinmesi, belki duş almasının sağlanmasını temin etmek
lazım. Bunlar mümkün olmuyorsa zararlı. Ama bilinçli yapılan spor astım
hastalığı için çok önemli ve çok yararlı. Dünya şampiyonu olmuş
yüzücüler, koşucular, atletler var astımlı olup da. Önemli olan
hastalığın koruyucu tedavisini yapmak ve ondan sonra düzenli bir spora
geçmek. Özellikle yüzme astımlı hastalar için en çok tavsiye ettiğimiz
spor. Yüzmeden astım hastaları çok büyük yarar görüyorlar. Hem genel
vücut sağlığı için çok yararlı hem de göğüs kaslarını geliştirdiği için,
solunumu düzenlediği için yüzme gerçekten astımlı hastalar için çok
ideal, adeta tedavinin bir parçası denebilecek kadar önemli bir spor
türü.”
Ailelerin aşırı koruyucu davranıp çocukları sosyal yaşamdan
koparmamaları gerekmektedir.Çocuğa koşma, atlama, oynama, zıplama demek
çok doğru değil. Çocuğu bağlayıp da bir koltuğa oturtamazsınız veya
masanın üzerine bir vazo gibi koyamazsınız. Bu çocuk mutlaka okula da
gidecek, spor da yapacak, sinemaya da gidecek. Her şeyi yapması lazım.
Aksine bunları çok fazla kısmak çocukta bu sefer birtakım ruhsal
sıkıntılara yol açabiliyor, onları beraberinde getiriyor
Önlemler
Alerjik hastalıkların gün içinde bir ritmi vardır. Özellikle saman
nezlesi sabahleyin insan uyandığı zaman yoğun olarak belirti verir
birçok insanda. Burun akıntıları, hapşırmalar. Astım aslında keza birçok
hastayı sabaha karşı uykusundan uyandırır veya sabah kalktığı zaman
öksürmeye başlar, göğsünde hırıltılı nefes darlığı hisseder. Bu kişiler
koruyucu tedavilerden kullanmaları gerekiyor.
Çocuklarda Belirtiler
Bir kişide varsa araştırıldığı zaman görülebilir ki o ailenin
yakınlarında mutlaka bu hastalıklardan veya alerjik hastalıklardan bir
başka birinin de olma ihtimali çok yüksek. Çocuklarda böyle burun
şikayetleri çok sık görülüyor hakikaten alerjinin ilk belirtisi olarak.
geçmeyen burun akıntısı şeklinde. Hatta bunları da çok sık tekrarlayan
kulak enfeksiyonları olabilir, sinüs olabilir, çocuk ağır işitebilir,
mesela televizyonun sesini, müziğin sesini çok fazla açmak isteyebilir,
işitme problemleri ortaya çıkabilir. Ailede bir duyarlılık olduğu zaman
bu çocukta da böyle alerjik nezle veya saman nezlesi olma ihtimali
yüksek. Bu bakımdan incelenmesi herhalde yerinde olur.
Geç Teşhis
Solunum yolu enfeksiyonu, özellikle viral enfeksiyonlardan sonra ortaya
çıkan çok uzun süre devam eden geçmeyen öksürükler de astımın bir şekli,
bir formu. Bu genellikle atlanıyor. İşte çocuk üşüttü deniyor, boğazı
iltihaplandı deniyor, hep antibiyotik veriliyor, bunların büyük bir
çoğunluğu gerçekten de bu astım şekli olan öksürükle seyreden astım
türü.”
Hamilelere Uyarılar
Astım hastası yakını bulunan hamilelerin, çocuğunun astım olma riskini
azaltmak için evde bazı düzenlemeler yapması gerekmektedir.Bebek dünyaya
gelmeden bile önlemlere başlamak gerekiyor. Bunların başında ev içi
havanın temiz olmasına özen göstermek çok önemli. Ve özellikle de
annenin sigara içmemesi çok önemli. Çünkü hamilelik döneminde içilen
sigara olsun, bebek dünyaya geldikten sonra sigara içilen ortamlarda
büyüyor ise bunlarda astımın ve alerjik hastalıkların ortaya çıkma
ihtimali çok azalıyor. İkincisi, solunan havanın temiz olmasını sağlamak
için evin mutlaka çok iyi havalandırılması lazım. Evde mümkün olduğu
kadar çok akar barındırabilecek ortamları ortadan kaldırmak lazım en
azından yatak odalarında. Yatak odalarının daima halısız, kilimsiz,
koltuksuz, kanepesiz olmasını arzu edilen bir durumdur ve yatakların da
yün içermeyen sentetik şeylerden yapılmış olanlarının tercih
edilmelidir. Evde hayvan beslenmesi de, tüylü hayvan beslenmesi,
özellikle kediler bu bakımdan çok önemli. Kuşlar olsun, beslenmemesini
öneriyoruz. Evde sigara içilmemesi çok önemli. Ve bir de evin neminin
yüzde 50’nin altında tutulması çok önemli.”
Bahar ayında doğan çocuklarda daha fazla alerjik problem
görülmektedir.Tabi bu mevsimde doğanlarda daha yoğun polenlerle
karşılaşmak söz konusu oluyor. Onun için balık burcu, koç burcu, boğa
burcu olanlarda polen alerji tabi daha çok görülüyor.”
Alerjik rinit (saman nezlesi) yönetimi ve astım üzerindeki etkisi
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile birlikte gerçekleştirilen atölye çalışması
“Allergic Rhinitis and its Impact on Asthma“ ile ilgili rapora dayanan,
doktorlar ve uzman personel için kılavuz
Alerjik rinitin (saman nezlesi) klinik tanımı, alerjenlere maruz
kaldıktan sonra IgE’nin neden olduğu burun mukozasının enfeksiyonu
sonucunda endükte edilen semptomatik burun hastalığıdır.
Alerjik rinit, global bir sağlık sorununu oluşturmaktadır. Dünyada en az
nüfusun %10-25’ini ilgilendiren ve yaygınlığı artan bir hastalıktır.
Genelde alerjik rinit, ağır bir hastalık olmamasına rağmen, hastanın
toplumsal hayatını oldukça değiştirmekte ve okul başarısını ve işteki
verimliliği kısıtlamaktadır.
Ayrıca, alerjik rinitin neden olduğu sağlık harcamaları oldukça
yüksektir.
Astım ve rinit, genellikle sıkça birlikte ortaya çıkan hastalıklardır,
„bir solunum sistemi, bir hastalık" kavramının ortaya çıkardığı bir
olgu.
Alerjik solunum yolu enfeksiyonların mekanizmaları hakkında elde edilen
yeni bilgiler, iyileştirilmiş tedavi stratejilerin oluşturulmasını
sağlamıştır. Aynı biçimde yeni ilaç sunum biçimleri, dozajlamalar ve
tedavi planları incelenip onaylanmıştır.
Alerjik rinitin tanısı ve tedavisi için yönergeler daha önce
yayınlanmıştır. Ancak bunlar, ne önerilerin kanıtları konusunda biçimsel
bir değerlendirme sunacak biçimde “evidence-based“ (kanıta-dayalı), ne
de önerilerde hastalarda görülen eşlik eden hastalıklar göz önünde
bulundurulmuştur.
“Allergic Rhinitis and its Impact on Asthma (ARJA)" inisiyatifi, Dünya
Sağlık Örgütü (WHO) ile işbirliği yaparak geliştirilmiştir. Bu broşür,
hem uzman doktorlar hem de genel tıbbiyeciler için güncel bir kılavuz
olarak düşünülmüştür.
Burada:
– alerjik rinitle ilgili bilgiler güncellenecektir,
– alerjik rinitin astım üzerindeki etkisi vurgulanacaktır,
– tanı için kanıtlara dayanan bir başlangıç sunacaktır,
– tedavi için kanıtlara dayanan bir başlangıç sunacaktır,
– bu hastalığın yönetimi için adım adım başlangıç sunacaktır.
Alerjik rinitin tetikleyicileri
Alerjenler
Aero-alerjenler, sıklıkla alerjik riniti tetiklemektedirler.
Ev içi alerjenlerin artışı, kısmen rinit, astım ve alerjilerin
yaygınlığındaki artıştan sorumludur.
Ev içinde bulunan alerjenler, başlıca ev tozu akarları, evcil hayvanlar,
böcekler ve bitkisel kaynaklıdır.
Sık görülen aero-alerjenler, polenler ve küflerdir.
Meslek kaynaklı rinit, meslek kaynaklı astımdan daha az belgelenmiştir,
nasal ve bronşiyal semptomlar sıklıkla aynı hastada bir arada ortaya
çıkmaktadır.
Lateks alerjisi, hastalar ve tıp personeli için gittikçe artan bir sorun
haline dönüşmüştür. Sağlık sektöründeki çalışanlar, bu sorunun
bilincinde olup tedavi ve koruma için stratejiler geliştirmelidir.
Havadaki zararlı maddeler
Epidemiolojik veriler, havadaki zararlı maddelerin riniti
kötüleştirebileceklerini göstermektedir.
Havadaki zararlı maddelerin rinite neden olma veya riniti kötüleştirme
mekanizmaları bugünlerde daha iyi anlaşılmaktadır.
İç mekanlardaki hava kirliliği, çok önemlidir çünkü sanayi ülkelerindeki
insanlar, zamanlarının %80’inden fazlasını kapalı mekanlarda
geçirmektedirler. İç mekanlardaki zararlı maddelerin yoğunluğu, ev içi
alerjenler ve ana kaynağı sigara dumanının olduğu gaz halindeki zararlı
maddeler üzerindedir.
Bir çok ülkede hava kirliliği şehirlerde başlıca araba trafiği
tarafından yaratılmaktadır. En önemli atmosferik zararlı maddeler, ozon,
azot oksitleri ve kükürt oksittir. Bunlar, alerjik veya alerjik olmayan
rinite sahip hastaların nasal semptomatiğinin kötüleşmesine katkıda
bulunabilmektedir Dizel gazları, IgE ve alerjik enfeksiyonların
oluşmasına katkıda bulunabilirler.
Aspirin
Aspirin ve steroidal olmayan diğer antiflojistikler (NSAID) sıklıkla
rinit ve astımı endükte etmektedirler.
Alerjik rinitin mekanizmaları
Alerjinin klasik olarak, nasal bir enfeksiyonla birlikte bulunan IgE
kaynaklı bir bağışıklık tepkisi olarak görülmektedir.
Alerjik rinitin özelliği, farklı hücrelerden oluşan enfekte olabilen bir
infiltrat olmasıdır. Bu hücresel tepki aşağıdakileri içermektedir:
– Hücrelerin kemotaksisi, seçici biçimde yerleştirilmesi ve
transendotelial göçü,
– Sitokinlerle kemokinlerin serbest kalması,
– Eosinofil, T-hücreleri, mast hücreleri ve epitel hücreleri gibi
çeşitli türde hücrelerin aktifleştirilmesi ve ayrımlaştırılması,
– Hayatta kalma sürelerinin uzatılması,
– aktifleştirilmiş hücrelerin aracılarla serbest bırakılması. Bunlar
arasında histamin ve sisteinil lökotrienler (CystLT) en önemlileridir,
– Bağışıklık sistemi ve kemik iliği ile iletişim.
Spesifik olmayan nasal hiperreaktivite, alerjik rinitin önemli bir
işaretidir. Bu işaret, hapşırma, burun tıkanıklığı ve/veya akıntısı ile
sonuçlanan normal tahrişlere artmış nasal bir tepki olarak
tanımlanmıştır.
Aralıklarla meydana gelen rinit, polen alerjenlerle nasal bir
kışkırtmayla taklit edilebilir. Son aşama sırasında bir enfeksiyon
reaksiyonun oluştuğu gösterilmiştir.
İnatçı alerjik rinitte, dayanıklı bir enfeksiyon reaksiyonuyla alerjik
tetikleyiciler etkileşmektedirler. Sempt Spekulum ve ayna ile yapılan
anterior rinoskopi, yalnızca sınırlı bilgiler vermektedir. Normalde
uzman doktorların yaptığı nasal endoskopi, daha açıklayıcıdır.
Alerjik rinit tanısı
Alerjik rinit tanısı, aşağıdaki noktalara dayanmaktadır:
– alerjik bir semptomatiğin tipik anamnezi,
– alerjik semptomlar, „hapşırma ve burun akıntısı" türündedir. Ancak bu
semptomların alerjik kaynaklı olmak zorunda değildir,
– Tanı testleri.
Alerjik hastalıkların tanısı için yapılan in-vivo- ve in-vitro testlerin
amaçları, serbest veya hücre bağımlı IgE’lerin kanıtlanmasıdır. Alerji
tanısı, tatmin edici bir kalitede ve yardımcı olan çoğu solunabilir
alerjenlerin standartlaştırılmasıyla geliştirilmiştir.
Alerjenin hemen reaksiyonunun kanıtlanması için deri testleri, IgE
kaynaklı alerjik reaksiyonları belgelemek için yaygın olarak
kullanılmaktadır. Bu testler, allergolojide önemli bir tanı aracı
oluşturmaktadırlar. Doğru uygulandıklarında spesifik bir alerjinin
tanısı için kullanışlı, doğrulayıcı kanıtlar sunmaktadırlar.
Uygulanmaları ve yorumlanmaları oldukça karmaşık olduğu için, eğitimli
tıbbi uzman personel tarafından gerçekleştirilmeleri önerilmektedir.
Serumda alerjenlere spesifik IgE ölçümü, önemlidir ve deri testlerine
benzer bir öneme sahiptir.
Alerjenlerle yapılan nasal teşvik (provokasyon) testleri, araştırmada ve
sınırlı bir kapsamda klinik uygulamada kullanılmaktadır. Özellikle
meslek kaynaklı alerjilerin tanısında kullanışlı olabilmektedirler.
Astım tanısı
Hastalığın geçici doğası ve solunum yolları tıkanıklığının (ani veya
tedavi altında) geri çevrilebilirliği nedeniyle, eşlik eden astım tanısı
zor olabilir.
Astım tanısıyla ilgili yönergeler, Global Initiative for Asthma (Global
Astım İnisiyatifi - GINA) tarafından yayınlanmıştır ve ARIA tarafından
önerilmektedir.
Akciğer fonksiyonunun ölçümü ve solunum yolları tıkanıklığının geri
çevrilebilirliği, astım tanısı için önemli adımlardır.
Kaynak: www.saglikvakfi.org.tr |
 |